Şeriatın Gölgesinde Kadın Olmak, Soraya’yı Taşlamak Film Analizi

Şeriatın Gölgesinde Kadın Olmak, Soraya’yı Taşlamak Film Analizi
Şeriatın Gölgesinde Kadın Olmak, Soraya’yı Taşlamak Film Analizi

Yönetmenliğini Cyrus Nowrasteh’in üstlendiği 2008 yılı yapımı gerçek bir recm hikayesidir. Fransız asıllı İranlı gazeteci Freidoune Sahebjam’ın La Femme Lpidee adlı kitabından uyarlanmıştır. Mozhan Marno, Shohreh Aghdashloo ve Jim Caviezel gibi aktörler Sorayayı taşlamak filminde oynamaktadır. Şeriat kanunlarının hüküm sürdüğü topraklarda 15 Ağustos 1986 yılında yaşanmış olan gerçek bir recm hikayedir.  Şeriatın gölgesinde kadın olan Soraya’nın hikayesi izleyenlerin tüylerini diken diken edecektir.  Amerika ve İran ortak yapımı dram türünde ki yapıttır. Filmde geçen müzikler John Debney tarafından yapılmıştır. Filmin süresi toplamda 116 dakika sürmektedir.  Türkiye’de gösterime girişi 2010 yılıdır. IMDB puanı 8,0’dır.

Soraya’yı Taşlamak Film Konusu

Hikaye İran’ın bir köyünde geçmektedir. 1986 yılı Humeyni’n hakim olduğu yıllardır. Soraya daha henüz 13 yaşındayken 20 yaşında olan Ghorban Ali ile evlendirilir. 23 yıllık evlilikte 7 çocukları olmuştur. Evlendiği günden beri kocasından şiddet görmektedir. Bu şiddetlerin sonucunda iki çocuğunu ölü olarak doğurmak zorunda kalmıştır. Kocası başka bir kasabada gardiyan olarak çalışmaktadır. Ali bu kasaba da gördüğü 14 yaşında ki Leyla ile Soraya’yı aldatmaktadır. Boşanırlarsa karısına nafaka ödeyecektir. Bu yüzden Soraya’yı zina ve sadakatsizlik ile suçlamaktadır. Şeriat kanunları uygulanan ülkede Soraya’nın masum olduğuna kimse inanmamaktadır. En sonunda Recm cezasına çarptırılır. 1986 yılında köy meydanının ortasında taşlanarak öldürülür. Soraya’nın akrabası olan Zehra bu olayın kapanıp gitmemesi için canı pahasına elinden geleni yapar. Şans eseri köye gelen gazeteciye bütün olanları anlatır.

Soraya’yı Taşlamak Film Özeti

Kadının adı olmayan bir toplumda yaşayan Soraya (Süreyya) kocası Ali tarafından hem psikolojik şiddet hem de fiziksel şiddet görmektedir. 14 yaşında bir çocukla ilişki yaşayan Ali Soraya’dan boşanmak ister. Babaları tarafından doldurulan Soraya’nın iki erkek çocuğu da aynı babalarının yaptığı gibi annelerinden nefret etmektedir. Köy halkına nazaran daha iyi niyetli olan araba tamircisi Haşim’in eşi vefat etmiştir. Engelli olan çocuğuyla bir başına kalan Haşim çocuğuna bakacak birini aramaktadır. Kocasından izin alınarak Ana karakterimiz Haşim’in çocuğuna bakmaya başlar. Aslında bu işi bir nevi kurtuluş olarak görmektedir ama ne yazık ki bu iş onun tamamen aleyhine olmuştur. Sözde dini kişilik olan Molla Hasan ve Ali hain bir tuzak kurmaktadır. Ana karakterimiz ölürse kocası ona nafaka ödemek zorunda kalmayacaktır. Kocası tarafından göz hapsine alınan ana karakterimiz ne yazık ki bu tuzağa düşmüştür. İlmek ilmek dokudukları plan dahilinde köyde aldatıldığına dair dedikodular yaymaktadır. Bunun üzerine köy muhtarı olan İbrahim’e giderler
İbrahim hesapta, Molla Hasan ve Aliye göre daha aklı başındadır. Yine de Erkeklik vasfının egemen olduğu topraklarda erkeğin aksine kadın suçsuzsa bunu kanıtlamalıdır düşüncesi hakimdir. Trajedik olayların temeli bundan sonra atılmaktadır. Kocası tarafından zina yaptığı iddialarıyla Süreyya köy meydanında hunharca dövülmüştür. İbrahim bu olay karşısında sözde yasaları gereği Süreyya’nın suçsuzsa ispatlamasını kocası suçluysa da ispatlamasını ister. Bunun üzerine Molla Hasan ve Ali Haşim’den yalancı şahitlik yapmasını ister. Kötülük karşısında bir kez daha sağır ve dilsiz olunmuştur. Ana karakterimiz ölüm için hazırlanmaya başlanmıştır. Beyaz bir gelinlik giydirilmiştir. Köy halkı büyük bir hevesle ne kadar taş varsa hepsini el arabalarına doldurmaktadır. Köyün meydanında bir çukur kazılmıştır. Son kez kızlarıyla vedalaşmıştır Süreyya ve son olarak akrabası olan Zehra’dan bu yaşadıklarını buranın dışında duyurmasını istemiştir. Elleri bağlı bir şekilde çukura başı açıkta kalacak şekilde bedeninin yarısı yerleştirilmiştir. Son sözler dökülür Sorayan’ın ağzından ‘’Hepinizin evine girdim, sizinle ekmeğimi paylaştım, ben sizi dost bildim. Sizin karınız, kızınız, Anneniz, komşunuzum bana bunu nasıl yakıştırdınız?’’ Buna rağmen ilk taşı babası atar. Sırasıyla Eşi, Molla Hasan ve erkek çocukları ve sonrasında bütün köy taşlar. Oracıkta ölür Soraya kemikleri kalana dek köy meydanında durur cesedi. Bu olaydan sonra ki gün tesadüf eseri köye gelen bir gazeteciye ulaşır Zehra. Herkesten gizli anlatır bu olanları kadının sesinin çıkmadığı bu toplumda gazeteciden sesini kaydetmesini ister. Bu durumdan haberleri olan Molla Hasan ve Ali gazeteciyi durdurmak ister ancak bir şekilde kaçar o köyden ve Zehra’nın sesiyle birlikte ana karakterimizin hikayesini ulaştırır bizlere. İzlerken dehşete düşeceğiniz olaylar geçmektedir maalesef. Birde hikayenin gerçek olduğunu bilerek izleyince daha üzücü olmaktadır. İyi seyirler dileriz.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*